0212 544 29 00 / 0542 544 29 09

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey (Röportaj)
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Eğitimi / 09.12.2013

Yeni yasayla birlikte, kamuoyunu meşgul eden İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu ve bu kanunla ilgili uyguama ve süreci uzun yıllar Rusya, İsrail, Hollanda, Almanya başta olam üzere bir çok ülkede görev yapmış ve bu ülkelerdeki İş Sağlığı ve Güvenliği poresödürünü iyi bilen Dr. Fatih Kalyoncuyla değerlendirdik. Ayrıca kısmen, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurslarına da değindik

Sayın Kalyoncu ile son dönemin tartışmalı konusu olan  "İş Sağlığı ve Güvenliği" konusunu masaya yatıracağız.

Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde meydana gelen, özellikle ölümlü her

 iş kazasında gündeme gelen ama daha  sonra unutulan iş sağlığı ve güvenliğine yönelik geçtiğimiz yıl,yani, 30/06/2012 tarihinde kabul edilen 6331 sayılı"İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" ile yasal düzenleme yapıldı.  Kanun yürürlüğe girmesine girdi, yalnız bazı hükümlerinin uygulanması şimdilik ertelendi.Genel anlamda baktığımızda, kanuna yönelik hem ciddi beklentiler var, hem de eleştiriler. Yeni kanunu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kalyoncu: Konuya detaylı girmeden önce kamuoyunun bildiği yada yanlış bilgilendirildiği bir yanlışa burada açıklık getirmek istiyorum. Çünkü  6331 sayılı yasa tasarısı kabul edilene ve yürülüğe girene kadar sanki bu konuyla alakalı hiçbir çalışma yapılmamış gibi bir yanlış algı oluşmuş durumda. Bu algı kesinlikle yanlıştır, doğru olan ise. İş sağlığı ve güvenliği ile alakalı yasal düzenleme daha öncede  yapılmıştır ve İş Kanunlarında yer almıştır. Şuanda kabul edilen mevcut ysadan önce, günümüzde bile  yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu'nun beşinci bölümünde iş sağlığı ve güvenliği 12 madde ile düzenlemişti. Haliyle yeni yasanın yürülüğe girmesiyle birlilte bu hükümler kaldırıldı

 

-  Yani şunumu anlamamız gerekiyor, daha öncede bu konuyla alakalı kanunlar vardı?

 

Kalyoncu: Kesinlikle. Sizinde burada belirttiğiniz gibi daha önce kapsamı ve içeriği zayıf olan yasa özel bir kanunla birlikte yeniden düzenlendi. Böylece kapsama alanı genişletildi ve bunun yanında içerik daha sağlam temeller üzerine oturtuldu. Olması gerekende buydu zaten.

 

Sorunuzla ilgili olarak söylemek istediklerim ise şunlardır. Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının geç kalınmakla birlikte yürürlüğe girmesi kesinlikle isabet olmuştur, buna ülkemizde gerçekten ihtiyaç vardı.

Fakat, mevcut kanuna yönelik alt yapının yeterince hazırlnamaması ve bunun yanında yetişmiş eleman konusunda yeterli anlamda yazırlık yapılmadığı; haliyle de ülkemizde İs sağlığı ve Güvenliği uzmanı ihtiyacını karşılayacak eleman bulunmaması konusunda yapılan eleştirileride doğru buluyorum. Yasanın yürülüğe girmesinden önce bu yönde önelemler alınmalıydı.

 

-Yapılan tartışmalarda bir çokalanda eksikliktensöz edilirken, özellikle de işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hemşiresi açığından bahsediliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bu ihtiyaç nasıl giderilebilir?

 

Kalyoncu:Demin bahsettiğim  eski kanun zamnında  50 ve daha fazla çalışanı olan işyerleri iş sağlığı ve güvenliği açısından kanunun kapsamı içindeydi fakat yeni kanunun getirdiği değişikliklerle bu durum ortadan kaldırıldı. Yani, yeni kanun işçi sayısına yönelik olan sınırlamayı kaldırdı ve bazı birkaç istisna dışında nerdeyse mevcut bütün işyerlerini kapsamına aldı bunun yanı sıra işverenlerin de sorumluluklarını eskisine kıyasla daha fazla arttırdı. İşte tam da bu noktada, yani yasanın kapsamı genişleyincede ciddi znlamda uzman eleman noktasında açık ortaya çıktı.

 

 

-          Peki bu sonunun ortadan kaldırılması için ne yapmak gerekiyor, yani zamanmı ihtiyaç var?

 

Kalyoncu: Şüphesiz zamana ihtiyaç var. Aslında bu noktada bir çalışma yapıldı. Yani, burada bahsettiğimiz zamanı kazanmak için kanuna bir geçiş hükmü konulmuştu. Kendi düşünceme göre, eğer kanun hazırlanmadan öncei yani kanun hazırlanmadan 2-3 yıl önce veya daha fazla bir süre önce  Devlet üniversitelerinde veya İş Sağlığı ve Güvenliği Kurslarında yeterli derecede uzman yetiştirilebilir zamandan tasarruf yapılabilirdi. Şayet zamanında böyle yapılmış olunsaydı, şimdi yaşadığımız sorunlar minimize edilmiş olurdu.

 Örnek verecek olursak, iş sağlığı ve güvenliğine, İş Hukuku'na, çalışma hayatının ihtiyaçlarına yönelik en yoğun eğitim Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinde yapılmaktadır fakat  söz konusu bölümlerden mezun olan adaylar iş müfettişi olabilirken, buna karşılık iş güvenliği uzmanı olamıyorlar. Mevcut Üniversitelerimizin yaklaşık 30 bölümünde öğrenciler bu alanda eğitim görüyor ve 10 binlerce mezun var ama müracaat etme hakları yok. Bu bölümlerden mezun olan öğrencilerin teknik bilgi açısından yeterli olmadıklarına dari bazı eleştiriler var ve bu eleştirileri doğru buluyorum. Ama, uzmanlık sertifikası almak için nasıl mühendise,mimara kimyagere hukuk eğitimi veriliyorsa buralardan mezun olan öğrebcilerede teknik eğitim vermek mümkündür diye düşünüyorum.

Geldiğimiz noktada İşyeri hekimi ve sağlık görevlileriyle ilgili ciddi anlamda sorunlar var, bu ihtiyacı gidermeye yönelik şimdiye kadar yapılan çalışmaları yoğunlaştırarak hızlandırmak gerekiyor.

.–İş Sağlığı ve Güvenliği Kursları bu noktada yardımcı olabilirlermi, yani bu süreci hızlandırabilirlermi?

Bu tabii ki mümkün, az öncede söylediğim gibi, kanunun yürülüğe girmesinden önce uzman eleman yetiştirme noktasında ciddi çalışmalar yapılmalıydı.  Fakat bu çalışmalardan yoksun olarak yasa çıkıncı ciddi anlamda İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanı sıkıntısı yaşamaya başladık. Mevcut durumda 1-2 yıl bütün üniversiteler kapasitelerini katlayarak uzman yetiştirmeye kalksalar yinede kısa sürede bu sorunu çözemezler. Ama İş Sağlığı ve Güvenliği Kursları bu sürece ciddi anlamda katkı sağlayabilirler.  İş Sağlığı ve Güvenliği Kurslarının bu süreçte kaliteli eğitim vermeyi başarmalarıda ayrı bir önemli konu. Sonuç itibariyle uzmanlığı sınav ile elde ediyorlar ama İş Sağlığı ve Güvenliği Kursarının bu bağlamda verecekleri eğitim kaliteside tartışılmaz edrecede elzem. Yani geldiğimiz nokta şunu gösteriyor, yeterince altyapısı üzerinde çalışılmamış veya buna yeterli zaman ve imkan bulunamamış olabilir bir yasa yürürlüğe girdi, normalde bu eğitimler okullarda verimeliydi ama süreç sıkıştı ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kursları burada Üniversitelerin görevlerini üstleniyorlar, konu bu kadar önemli yani.

 

-İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kursları konusuna tekrar döneceğiz ama bu noktada bir soru sormak istiyorum. İş sağlığı ve güvenliği konusunun teknik bir mesele olduğunu söyleyebilirmiyiz?

 

Kalyoncu: Konuyu derinlemesine incelediğimizde İş Sağlığı ve Güvenliğinin teknik bıyutu olduğunu söylemek mümkün ama sadece teknik mesele olmaktan ibaret değil durm elbette. Yani sorunu sadece teknik melele olarak ele almak kesinlikle doğru değil.. Konunun hukuki, sosyal, psikolojik ve kültürel boyutları var, bu boyutları dikkate alan bir uzmanlaşma süreci devreye sokulmalıdır. Şayet bu etkenler devreye sokulmazsa süreç sağlıklı bir zeminde yürümez.

-Kanunda yapılan değişiklikle 50'den az işçisi bulunan tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde bu kanunun uygulanması ertelendi. Doğru mu oldu?

 

Kalyoncu: Bir husus burada mutlaka belitmem gerekir ki do da demin bahsettiğim konunun kesinlikle yanlış anlaşıldığıdır. Çünkü bu kanunun sadece bazı maddelerinin uygulanması ertelendi, diğer maddeleri işçi sayısı dikkate alınmaksızın uygulamaya girdi ve işyerleri yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda. Şayet buna çok somut bir örnek verecek olursak, iş riski analizi yapmak, acil eylem planı oluşturmak,  iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbir almak her işverenin yasal sorumluluğudur. Bu sorumluluklar istisnasız bütün işyerleri için zorunluluk haline getirildi. Bu konu ilerleyen süreçte ve özellikle uygulama aşamasında bazı sıkıntılar getirebilir. İşte bu durum önceden farkedildiği için,6495 sayılı torba kanun ile 02.08.2013 tarih ve 28726 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren  değişiklikle "İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ve "İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi" ne ilişkin maddelerin  yürürlüğe gireceği tarih bazı işyerleri için ertelendi. Buna göre işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve sağlık personeli bulundurma zorunluluğu, 50'den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/1/2014 tarihinde, 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/7/2016 tarihinde yürürlüğe girecek. Kanunun 7. Maddesine yer alan "İş Sağlığı ve Güvenliğinin Desteklenmesi"ne ilişkin uygulamada  yer alan devlet desteği de söz konusu düzenlemeyle ertelenmiş oldu. Bu iki hususun dışındaki tüm işveren yükümlülükleri devam ediyor. Bu yanlış anlaşılmayı burada belirtmek istedim.

 

-Peki erteleme sizce doğrumu, bu erteleme ne tür sorunlar ortaya çıkarabilir?

Doğrusunu söylemek gerekirse söz konusu ertelemeyi ben pek doğru bulmuyorum çünkü bu erteleme yasanın uygulanmasını sıkıntıya soktu ve yasadan kaçınmayı adeta teşvik etti. Az önce belirttiğim gibi, kanun çıkarken buna benzer  işyerlerine yönelik zaten geçiş hükmü vardı, bu hükmün tekrar uzatılması yasaya olan güveni biraz zayıflattı. Birde şu soruların cevabını bulamıyoruz bu sefer, Bu işyerlerinde ortaya çıkacak kazalardan kim sorumlu olacak? İnşallah olımsuz bir durum yaşanmaz ama bu erteleme sonucunda, söz konusu işyerlerinde meydana gelebilecek kazalarda sorumlu olarak kime hesap soracak adalet? Bu bir eksiklik bence ama telafisi mümkünmü , işte bu konu hakkında düşünmeli ve çözümler noktasında alernatifler üretmeliyiz.

-İş sağlığı ve güvenliğini sağlamak Türkiye'nin  önemli sorunlarının başında geliyor. Sorunun büyüklüğünün nedenleri nelerdir?

 

Kalyoncu: Gerçek istatistiklerin bilinmiyor olması nedeniyle sorunun büyüklüğünü ancak tahminlerle dile getirebiliyoruz. Çünkü kayıtdışılığın yüksek olduğu bir çalışma hayatı mevcut. İş kazalarının gizlendiği, meslek hastalıklarının tespit edilemediği bir yapı söz konusu. Ölüm sayısının yüksek olması, bilincin zayıf olması, kayıtdışılığın yüksek olması, taşeronluk, denetimsizlik gibi nedenler sorunun büyümesine yol açıyor. İşverenler iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yatırımları maliyet olarak görüyor. Ancak insan emeğine ve yaşamına saygısızlık olan bu konudaki ihmaller kasten adam öldürmekten başka bir şey değildir. Bu algıyı değiştirmek zorundayız. İş sağlığı ve güvenliği konusu  sadece işyeri ve çalışan düzeyinde değil toplumun genelini doğrudan ilgilendiren, aynı zamanda ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınması gereken bir önceliğe sahip.

-Peki bahsettiğiniz sebeplerle ilgili olarak daha geniş bilgi vermeniz mümkünmü?

Kalyoncu:  Tabii ki mümkün, 2012  yılına ait bazı istatistik sonuçlarını sizlerle paylaşırsam neden ve sorun durumunun önemi çpk daha iyi kavranacaktır. 2012 yılında, resmi kaynaklara göre 74.871 iş kazası meydana gelmiş ve bu kazalarda toplam 744 vatandaşımız hayatını kaybetmiş. Geçtiğimiz yıl meydana gelen iş kazaları nedeniyle 1.597.241 gün iş göremezlik geliri ödenmiş.Bunun anlamı ise şu demek;  yaklaşık olarak 1.6 milyon gün üretim yapılmadı ve bu günler için üretim yapılmadan ücret ödendi. Tam olarak nasıl oldu bilemiyorum ama sanırım bu sonuçlara bakanlar konunun vahametini anlamışlardır. Başka bir perspektiften bakacak olursak, terörde kaybettiğimizden çok daha fazla canı bu tür iş kazalarında kaybediyoruz. Yani, bu soruna nereden bakarsanız bakın büyük bir vehamet, hem insanı açıdan değerlendirdiğimizde hem de ekonomik açıdan değerlendirdiğimizde büyük bir vehamet.

 

- Şimdiye kadar anlattıklarınızdan anladığımız kadarıyla, sürekli üzerine vurgu yaptığınız bu sorunu azaltmanın en önemli adımlarından biri yeni çıkan İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu etkin bir şekilde ve tüm işyerlerini kapsayacak biçimde uygulamaktır. Peki sizce bu gerçekleşecek mi ve tam anlamıyla bunun gerçekleşmesi için nekadar zaman ihtiyaç var ?

 

Kalyoncu: Az öncede belirttiğim gibi, yeni çıkan İş sağlığı ve Güvenliği kanunu, kamu ve özel sektör ayırımı yapmaksızın bütün mevcut işyerlerini kapsamına almış durumda. Bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanıyor. Ancak bazı istisnai işyerleri kapsam dışında tutuldu.

Kanunun tam manasıyla ne zaman etkisini göstereceğini söylemek biraz zor bunu bize zaman gösterecek.

 

-Bu kanunfa hangi işyerleri istisna tutuldu?

Kalyoncu: Bunlar devlet kurumları; Türk Silahlı Kuvvetleri, Genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının yürütmüş olduğu faaliyetler bu kanunun kapsama alanı dışında tutuldu. Ancak bu işverenlerin fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindeki faaliyetleri kanun kapsamında. Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri, Ev hizmetleri, Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar, Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri de aynı şekilde yeniçıkan kanunun kapsama alanı dışında tutulmuş durumda.

Yani kısaca söyleyecek olursak, kanunun kapsama alanı olabildiğince geniş. Kanaatimce, kesin bir şekilde tarih vermek istemem ama eğer doğru şekilde uygulama yapılırsa, inanıyorumki 2-3 yıl gibi bir zaman zarfında kanunun olumlu sonuçlarını hep birlikte görebiliriz. Fakat yine belirtmeliyim ki, geçtğimiz Ağustoy ayında yapılan ertemelerin benzeri önümüzdeki süreçte de yapılırsa  hem netice almak zorlaşacaktır, hem kanunun yaptırım gücü zayıflayacaktır, hem de demin bahsettiğim süre uzayacaktır. Bunu tabii ki kimse istemez, çümkü ekonomik kayıp dışında insani bir durumda söz konusu.

 

-İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun İşverenlere ne tür yükümlülükler getirdiğinden bahsedermisiniz?

Kalyoncu: Kanunun işverenlere getirdiği bir çok yükümlülük var ama ben size en başlıcalarını sıralayayım.

Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak, acil eylem planı hazırlamak,çalışanları eğitmek ve bilgilendirmek. İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, diğer sağlık personelini çalıştırmak veya hizmet satın almak.    Tedbir almak, araç ve gereçleri temin etmek .Denetim yapmak, 50'den fazla çalışanı olan işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurması ve SGK'nın bilgilendirilmesi işverenlerin yükümlülüklerinin başında gelmektedir.

 

-Peki yasa satece işverenlerimi sorumluluk yüklüyor? İşçilere bir sorumluluk yüklemiyormu?

Kalyoncu: Olurmu, tabii ki işçilerede sorumluluklar yüklüyor.Hemde işçilere çok ciddi anlamda yetki ve sorumluluklar yüklüyor. Kanun, herşeyden önce işçileri sürecin dışına çıkarmıyor, tam tersi bütün çalışanları bu sürece dahil ediyor. Çalışanlar seçtikleri temsilcileri aracılığıyla sürece dahil olabiliyor. İşverenler, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini yerine getirmediği taktirde hayati bir tehlike var ise işçiler işi durdurma ve haklı nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisine sahip. İşverenler de alınan tedbirlerle uymayan, uyarıları dikkate almayan işçileri haklı nedenle işten çıkarabiliyor. Bunlar zaten şimdiye kadar olması gerekn şeyerdi, biz her platformda bunlardan ziyadesiyle bahsettik.

-Peki yeni yasaya uymayanlar için cezai yaptırımlar var mı?

Kalyoncu: Doğrusunu söylemek gerekirse çok ağır yasal yaptırımlar söz konusu. Konunun daha iyi anlaşılması açısından çok somut bir örnek vermek istiyorum. İş Sağlığı ve Güvenliği kanununa göre tüm işyerlerinin yapmak zorunda olduğu risk analizi yapmamanın cezası 3.000TL., ayrıca analizin yaptırılmadığı her ay için 4.500 TL. ceza uygulanacak. Bu örnekle birlikte denetimle ilgili olarak önemli bir bilgiyide aktarmak istiyorum. İşverenler, bu kanuna yönelik denetimin sanal ortamda yapılabildiğinden habersizler. İş Sağlığı ve Genel Müdürlüğü kanun getirdiği bazı yükümlülükleri yerine getirmeyen işverenleri sistemden kontrol edebiliyorlar. Yani, iş güvenliği uzmanı bulundurmayan işvereni sistemden tespit etmek mümkün. Çünkü iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, Ortak sağlık ve Güvenlik Birimleri sözleşmelerini Genel Müdürlüğe bildirmek zorunda. Buda şu anlama geliyor, işverenin yükümlülüğünü geciktirmesi, ertelemesi veya hiç yapmaması kendisi açısından ciddi bir risk. Çünkü şayet denetleme sistemi anlatıldığı gibi yapılırsa, bundan kaçma riski yok denecek kadar az ve denetleme gerçekten çok kolay olacak.

-Genel müdürlüğün bir yaptırımı varmı bu konuyla alakalı olarak?

Genel müdürlük ilk etapda kanuna uymayan işyerlerine uyarı yazısı gönderiyor, yaniönce işyeri uyarılıyor.  Fakat uyarılara rağmen işyeri sahipleri gereken adımları atmaziseler bu sefer yaptırımlar başlıyor, yani cezalar. Ynılmıyorsam sadece geçtiğimiz Haziran ayında 800den fazlaiş yerine Genel Müdürlük tarafından uyarı yazısı gönderildi ve Bu şirketlere yönelik tespitler İSG-KATİP sistemi üzerinden yapıldı. Tabii bu uyarılar bütün işyerlerini kapsamadı ilk olarak 500 ve daha fazla çalışanı barındıran işyerlerini kapsadı. Sınırlı oldu yani.

 

Şimdiye kadar verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Siz uzun yıllar Japonya, Avrupa, Rusya, İsrail başta olmak üzere farklı ülkelerde mesleğinizle alaklı görevler yaptınız. Bir kıyaslama yaptıınızda ülkemiz işin nersinde?

 

Bu saydığınız ülkelerle kıyaslanamayacak kadar geride sayılırız, çünkü bahsettiğiniz ülkelerde öncelikle kalifiye eleman sayısı bizden çok fazla. Ayrıca bu ülkeler bizim şuanda uğraştığımız sorunları 10 larca yıl önce çözmüşler ve bırakın önlem almaı, İş Sağlığı ve Güvenliği  gündelik hayatıtn ve sosyal yaşamın bir parçası haline gelmiş. Biz daha işyerlerinde yasalarla bunu iş hayatına geçirmeye çalışırken onlar durumu hayatın bir parçası haline getirmişler ve eğitime ilkokuldan başlayan ülkeler var.

İş sağlığı ve Güvenliğinin aynı zamanda toplumsal ve sosyolojik yönüde var, bundan bahsetmiştik. Gelişmiş ülkeler bu bıyutuyla birlikte ekonomik boyutunuda ele alıyorlar. Yani mümkün olduğu sürece  çıtayı yükseltmeye çalışıyorlar ve yasalrında gelişen olaylara göre sürekli yenilemeler yapıyorlar.

Bizde konuyu bu şekilde ele aldığımız sürece başarılı oluruz, yani toplumsal, sosyal bir olaya olarak değerlendirmemiz gerekir ve geniş bir kitleyi hatta daha ileri giderek yaş sınırı gözetmeksizin eğitime tabii tutmak gerek. Ancak bu şekilde ülkemizde meydana gelen iş kazalarını ve iş kazaları risklerini azaltabiliriz.  Bunu başarmak içine başta medya kuruluşlarına ve eğitim kurumlarına ciddi anlamda işler düşüyor. Bunun ekonomik boyutu dışında , insani boyutu ve ülkemizin geleceği  açısından önemli bir adım, önemli bir fırsat olarak değerlendirip buna göre çalışmalar yapmak gerekiyor aksi taktirde  verimli sonuç almamız zor.

 

Son olarak Tema Akademi hakkında düşüncelerinizi ve önerileriniz duymak isteriz?

 

Doğrusunu söylemek gerekirse, beni İş Sağlığı ve Güvenliği Kursunda aradıklarını yardımcılarım bana ilettiklerinde şaşırdım. Çünkü bu ülkemizde alışılmış bir şey değil. Yani en azından şimdilik. Azönce belirttiğim gibi İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının mümkün olduunca ekonomk alandan çıkartılıp toplumun sosyal hayatına sokulması gerekiyor. Çünkü İş Sağlığı ve Güvenliği bu kadar önemli, bu kadar elzem. Bu noktada işte Tema Akademi yöneticilerini tebrik etmek isterim, çünkü bu görevi gönüllü olarak üstlenmişler, konuyu ekonomik alandan sosyal alana taşıma noktasındaki kararlılıkları ve istekleri gerçekten takdir edilmesi gerekir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kursları şimdiye kadar bahsettiğimiz İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı açığını en kısa ve sağlıklı bir şekilde kapatmanın yegane alternatifleri olarak görülüyorlar. Bu zaaviyeden de değerlendirdiğimzide Tema Akademi’nin bu şekilde komuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme noktasına yaptığı bireysel çalışamalrın diğer İş Sağlığı ve Güvenliği Kurslarına örnek teşkil edeceğini umuyorum.

Konun başında da belirttiğim gibi, normal şartlarda bu eğitim Üniersitelerimizin vermesi gerekiyordu ama geldiğimiz nokta İş Sağlığı ve Güvenliği Kurslarını elzem klıldı ve şimdi bu konuyla alakalı olarak İş Sağlığı ve Güvenliği Kursları üniversitelerin görevlerini üstlendiler diyebiliriz. Bunun için İş Sağlığı ve Güvenliği Kurslarıkendilerine yüklenen misyonun öneminin farkında olmalılar. İş Sağlığı ve Güvenliği Kursu olarak Tema Akademi kendisini gerçekten tam da ideal olan ve olması gereken bir yere konımlandırmış. Tebrik etmekten başka ne diyebilirimki.

Kategoriler


Bu Kategorideki ilgili yazılar